Türkiye-Suriye uzlaşması: Gerçekten olacak mı?

Türkiye-Suriye uzlaşması: Gerçekten olacak mı?

Son haftalarda Türk yetkililerden gelen açıklamalar Ankara’nın Suriye konusundaki yaklaşımının değiştiğine işaret ediyor şeklinde yorumlandı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun geçen yıl Suriyeli mevkidaşıyla görüştüğünü açıklamasından bir hafta sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çıtayı yükselterek Türkiye’nin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esed’in devrilmesinin gündemlerinde olmadığını belirtti: “Bizim Esed gitsin mi gitmesin mi böyle bir derdimiz yok.”


Bu gelişmeler, Esed’i kararlı bir şekilde savunan ve mültecilere yönelik düşmanlığı Türkiye’de siyasi bir koz olarak kullanan Türk muhalefetini cesaretlendirdi.

Suriye iç savaşı yıllar içinde genişledikçe Batı, Esed’i devirmeye çalışmak yerine kendisine İslam Devleti (İD) diyen örgütün varlığına karşı tavır almayı tercih etti. Aynı zamanda Türkiye, özellikle 2016 yılında gerçekleştirilen darbe girişiminden sonra Batı’dan uzaklaşıp Rusya’ya yakınlaştı.


Ankara daha sonra, kendi sınırı boyunca bir terör koridoru tehdidini gerekçe göstererek dikkatini Suriye’deki PKK uzantısı varlığı yok etmeye çevirdi. Bu durum, Suriye’deki Halk Koruma Birlikleri (YPG) adındaki PKK uzantısını destekleyen ABD ile gerilimi tırmandırdı. Türkiye o zamandan beri devrimin çobanlığını yapmaktan ziyade kendi sınır güvenliğine odaklanıyor. Esed’in devrilmesi yıllardır denklemin dışında.


Ancak Türkiye Suriye’deki stratejik hedefini değiştirmiş olsa da yerel muhalif müttefiklerini motive etmek için rejim karşıtı söylemler kullanmaktan vazgeçmedi ve aralarındaki simbiyotik ilişkinin Suriye devrimine hizmet ettiğine işaret etti.

Yakın iş birliği

Türkiye 2019 yılında terör örgütü YPG’yi Türkiye-Suriye sınır bölgesinden uzaklaştırmak ve mültecilerin yeniden yerleştirilmesi için bir güvenli bölge oluşturmak amacıyla Barış Pınarı Harekâtı‘nı başlatırken, Ankara bir başka zorlu düşmanla karşılaştı: İran destekli Şii gruplar.

 

YPG, ABD yardımını korumak için bu gruplarla arasına mesafe koyduğu algısını yaratmaya çalışsa da YPG’nin İran silahlarını kullandığına ve Tahran’la yakın iş birliği içinde olduğuna dair haberler var. Türkiye, Esed rejimi ile olası bir uzlaşma bağlamında bu konuya çok dikkat etmelidir.

 

YPG’nin, Irak’taki PKK ve İran destekli milisler arasında olduğu gibi, İran destekli güçlerle doğrudan bir iş birliği ilişkisine girmemesi için hiçbir neden yok. İran destekli bu gruplar, kendi görece zayıf ordusuyla karşılaştırıldığında Esed’in karadaki güç kaynağıdır.

 

YPG halihazırda Esed rejimi ile işbirliği yapıyor. Türkiye 2018’de YPG’ye yardım etmek için Afrin’e giren rejim yanlısı milisleri bombaladı. Ertesi yıl Afrin’de yenilgiye uğrayan YPG, Türkiye’nin operasyonlarını engellemek için Rusya ve Suriye rejimleriyle birlikte çalışması gerektiğini fark etti.

 

Aynı şekilde, Türkiye son zamanlarda Suriye’nin kuzeyinde YPG’ye karşı yeni bir operasyon olasılığını gündeme getirirken, YPG kontrolündeki Tel Rıfat ve Menbiçte rejim bayrakları göndere çekildi. Esed rejimi için YPG müzakere edilebilecek bir grup ve Suriye muhalefetine kıyasla ikincil bir sorun.

Yükselen tehdit

Türkiye ve Suriye rejimleri arasında olası bir uzlaşma söz konusu olduğunda, dikkat çekilmesi gereken bazı hususlar var. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Dera’ya dönen Suriyelilerin rejim tarafından nasıl hedef alındığını ortaya koymuştur – bu tehdit, Suriye muhalefetiyle bağlantısı olan herkes için daha da artmaktadır.

 

 

Başka bir deyişle, uzlaşma Esed rejimi karşıtlarının siyasi sürece katılmalarını sağlamıyor; sadece öldürülmelerini kolaylaştırıyor. Çatışmanın bu aşamasında, dikkatsizce atılacak herhangi bir adım Türkiye destekli Suriye muhalefetini yok edebilir.

 

 

Bu nedenle Türkiye, güvenlik koşullarının garantörü olarak Rusya ile müzakere etmelidir. Dera örneği, reformdan geçmemiş bir hükümetle uzlaşmanın iyi bir fikir olmadığını gösteriyor. Ankara, seçimlerin arifesinde aceleci bir uzlaşma yönünde pervasız adımlar atarsa, kendisini Esed-İran-YPG ittifakının hedefi olarak bulabilir ve bu da ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturur.

 

 

Öte yandan, iyi bilgilendirilmiş kaynaklar Türkiye’nin uzlaşmaya yönelik söylemini sadece YPG’ye karşı harekete geçmenin önünü açmaya yönelik bir taktik olarak nitelendiriyor. Türkiye’nin “olumlu” açıklamalarına Şam’dan gelen tepkiler göz önüne alındığında, Esed rejiminin Ankara’ya karşı tutumunu yakın zamanda değiştirmesi pek mümkün görünmüyor.

Bu yazı Middle East Eye tarafından 3 Eylül 2022 tarihinde  “Turkey-Syria reconciliation: Will it really happen?” başlığı ile yayınlanmıştır.  Orjinal yazıyı okumak için lütfen tıklayınız

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn

Actafabula Newsletter